Şavşat-Karagöl29 Temmuz 2012
İzmir yolcusu kalmasın!
Şavşat-Karagöl15 Haziran 2012
Blogum unutmadım seni!

Ama kuzucum doğa ile haşır neşir olmaktan çok mutluydu.Koşturmaktan farkına varamamaşım bir ara emzirmek için oturupta etrafa bakınca gördüklerim gerçek mi yoksa bir tablonun içindemiyim düşünmeden edemedim.
16 Mayıs 2012
Ati,Orti ve ben Gürcistan yollarında...

04 Mayıs 2012
Leyleği havada gördük
Dönünce ne görelim bizi lapa lapa yağan karla Ankara’ya uğurlayan memlekete bahar gelmiş.Tabii ayağımızın tozuyla hafta sonu gezmelerine başladık.Önce Hopa’ya gittik.Hopa’dan çok yol güzergahımızdaki manzaralar müthişti.

Manzara gerçek mi yoksa resim mi ayırt edemiyorsun.Hopa’da deniz havasını çok şükür soluduk.Oğluşu sahilde gezdirdik.
Tabii mis gibi Karadeniz pidelerini mideye indirdik.Aynı doğa güzelliğinin gün batımını yaşayarak döndük.
Ertesi gün Gürcistan sınırında bulunan göç kuşlarının uğrak yeri Aktaş gölüne gittik.Orayı fotoğraflayamadık ama Ortimin üstün çabaları sayesinde Urartular zamanından kalma Şeytan Kalesinin fotoğrafını çekebildik.
Sonra Çıldır gölüne doğru yol aldık.Daha bir kaç ay önce üzerinde faytonla gezdiğimiz göl yarısı erimiş yarısı hala donuk haliyle karşıladı bizi.

Arabadan inmeden gölün etrafını dolaştık.Ati sağolsun hep uyudu.Zaten araba demek bizim çocuk için uyku demek yoksa böyle rahat gezebilir miydik bilmiyorum.
Geçen hafta ise Gürcistan sınırındaki Posof ilçesine gitmeye karar verdik.Posof şimdiye kadar gittiğimiz yerler içinde en güzel olanıydı.
Oldukça küçük bir ilçe ama yeşili, havası, doğal ürünleri çok güzel.Hava biraz yağmurlu olduğu için yeşilin tadını doyasıya çıkaramadık ama oğlumuzu çimenle tanıştırdık.
Aslında ortimin bir sürprizi varmış o gün Gürcirstan’a götürecekmiş bizi.Sınır kapısına geldik ama giremedik.Sebep?Atilla yüzünden bize izin vermediler.Çünkü yaşı kaç olursa olsun fotoğraflı nüfus cüzdanı gerekliymiş küçük bey için.Bu hafta yeni nüfus cüzdanını çıkardık.Çok sevimli bir nüfus cüzdanı oldu. Bu da demek oluyor ki yarın Gürcistan’a gidiyoruz.
Gezelim görelim tadında bir yazı oldu, baharı gördük vurduk kendimizi yollara burada günler başka nasıl geçerki dağ bayır, çayır çimen demeden gezeceğiz.Atilla daha tam keyfine varamıyor bu gezilerin eve dönünce sevinç çığlıkları atıp oyuncaklarına saldırıyor ama hele biraz büyüsün iyi bir yol arkadaşı olacağına eminiz.
23 Mart 2012
Ardahan'da günler nasıl geçer?
Hafta sonları ise havalar izin verdiği müddetçe geziyoruz. Cemreler çoktan düştü bir çok yere bahar geldi buraya da gelmiş.Sıcaklık gündüz 3 derece. Ardahanlılar tamam artık bahar geldi diyor ama dün lapa lapa kar yağıyordu.Tuhaf bir durum ama alışacağız sanırım.Gerçi karların erimeye başlaması çokta iyi olmuyor çünkü hem Kars'a hem Ardahan'a kar yakışıyor.
Gezdik dedim Çıldır'a gittik yine.Ama bu sefer hava rüzgarlı değildi.Ati daha rahat etti dolayısıyla bizde.Çıldır gölünün hemen yanında Atalay'ın Yeri diye çok sevimli bir mekan var.Gölden çıkan sarı balık özel yiyeceklerinden.Tabii tadına bakıldı ve çok sevildi.Kuru bir çay bile olsa yeterdi çünkü ortam çok güzeldi.





