25 Şubat 2012

Ati 1 yaşında!


Oğlumun doğum günüydü bugün.Hala inanamıyorum anneliğimin 1.yılı doldu bile.Mercimeğim diye sevdiğim yavrum bugün 1 yaşında.
Bugün hep aklımda geçen sene bugünü yaşadım kendime her dakikasını anlattım.Sanki unutmaktan korkar gibi ezber ettim yeniden tabii gözyaşlarımda benimleydi.Zaten dünden beri gene bir duygusallık üstümde.Pastayı oğlum ayaklarımın dibinde oynarken yaptım, fırında pişmesini birlikte izledik.Sonrada oturup ağladım ben oğluma doğum günü pastası yaptım diye...
Hamileliğim çok rahat geçti fakat Ati çok kolay bir bebek olmadı.Hala çok yorgunum ama umurumda değil.Oğlumla geçen her an için şükrediyorum.
Bugüne gelirsek;Ardahan'a yakışır bir doğum günüydü,karların arasında -15 derecede.Ardahan'ın baharda yemyeşil olan ilçesi Göle'de bulunan kayak merkezine gittik.
Orada arkadaşlarıyla kızağa bindi her ne kadar biraz korktuysada seneye keyif alacağına eminim.Sonra kayak yapanları izledi düşen oluncada ağladı.İçeride çalan müzikle babasıyla dans etti etrafa gülücükler saçtı.Uykusu gelince kuzunun evimize döndük.
Doğumgünü evde mum üfleme ve pasta kesme seremonisi ile devam etti.
Tabii Ati hiçbir şeyin farkında değildi.Hatta ilk gördüğünde balonlardan bile korktu ama sonra çok mutlu oldu evdeki bu eğlenceden.Bizbize 3 kişilik bir doğum günü partisiydi ama çok güzeldi.
Canım oğlum iyi ki geldin dünyamıza.Sen bize can oldun.Herkes bana Ardahan'da günlerin nasıl geçiyor? sıkılmıyor musun? alıştın mı? diye soruyor.Şu anda Boğaz kıyısında otursam bu kadar mutlu olamazdım nerede olduğumun farkında bile değilim sen mutluluğumuza daha da mutluluk kattın.Seninle başlayan her gün en güzel gün.İyi ki doğurmuşum seni ya minik yaramazım benim!

16 Ocak 2012

Yağmayın yollara...durun kar taneleri!

Günler artık Ardahan'da belli bir düzene oturdu.Gün erkenden Ati'nin uyanma sesi ile başlıyor ve Ati'nin peşinde koşturmakla devam ediyor.Uyuduğu zamanlar bazen hangi işe koşturacağımı şaşırıyorum.Ama asla vazgeçemediğim şey kitap okumak.Blog yazmaya belki çok vakit ayıramıyorum ama her koşulda kitaplarım beni çağırıyor hatta oğluşumu emzirirken bile.Kargo zaten bana kitap taşıyor.Okuduğum ve okuyacağım kitaplardan daha sonra bahsederim ama bugün gezip gördüklerimi anlatmak için uğradım.

Yeni yıldan 1 gün önce Kars'a gittik.Ben 40 günlük bebekken ailemin görevi dolayısıyla Kars'a gelmişim 3 yaşına kadarda oradaymışız.O günleri pek hatırlamasamda benim için yıllar sonra kendi ailemle Kars'da bulunmak çok anlamlıydı. Uzun uzun gezemedik Kars'ı.Ati kucağımızda,yerler buz pisti gibi ve öğlen 12 itibariyle hava -12 idi.Önce ben küçükken oturduğumuz yere gittik sonra Migrosa uğradık,Ardahan'da bulamadıklarımızı aldık.

Tabii sıra sonra bizim için yeni bir yerde yapılacak en önemli şeye geldi.Yöresel yemeklerin tadına bakmak.Bunun için Kristal lokantasına gittik.Masayı bulgur pilavı üstü kaz, döner ve piti ile donattık birde üstüne burma kadayıf yedik.Tabii bunların hepsi yarımşar porsiyondu.Tandırda pişen kaz ve suyuna yapılan pilav müthişti.










Ankara'dan sonra güzel döner yiyemeyiz derken dönerde çok güzeldi.Ama lezzet ve sunum olarak en güzel ve değişik yemek piti idi.Porselen bardakta safran ve kişniş ile pişmiş kuzu etli nohut geliyor.






Tabağınıza önce yufka ekmeği parçalayarak koyuyorsunuz sonra üzerine bardaktaki nohut yemeğini döküyorsunuz.Yemeğin sosuda eti de çok güzeldi.Bu yemeklerin tadına ne yazık ki Ati bakamadı çünkü kuzucuk sandalye üzerinde uyuyordu.Çok soğuk olduğundan fazla dışarıda duramadık, arabayla Kars'ın içinde şöyle bir dolaşıp dönüş yoluna geçtik.Şimdilik doyasıya gezemedik ama doyasıya yemek yedik.


Ondan sonraki hafta sonu Ardahan'a 15 dakika uzaklıktaki Yalnızçam kayak merkezine gittik.Kar fazla yoktu ama ortam çok güzeldi.Karın şöyle lapa lapa yağdığı bir günde oranın tadına doyum olmayacak.Biz şimdilik mis gibi havasını soluduk çayımız içtik ve döndük.






Bu hafta sonu ise beni adeta büyüleyen bir yerdeydik -Çıldır gölü-! Ama burayıda istediğimiz gibi gezemedik çünkü arabadan inince yüzümüze çarpan rüzgar çok fenaydı.Belki ortimle ikimiz olsaydık gezerdik ama Atilla rüzgardan çok rahatsız oldu.Gölün üzerinde kısa bir yürüyüşten sonra arabaya koşarcasına döndük.





Kızaklı faytonla gezmek, gölün tadını doyasıya çıkarmak başka zamana kaldı.Ama bu kısacık gezimizden çok keyif aldık.Dönüş yolunda Ati mışıl mışıl uyurken benim aklım hala Çıldır gölündeydi...



Hafta içi bir koşturmaca ile geçerken hafta sonlarımızda işte böyle etrafı keşfetmekle geçiyor.Yollar kardan kapanmadığı sürece ortim, Ati'm ve ben durmayız daha çok gezeriz.

26 Aralık 2011

Ardahan'dan Merhaba!

15 Kasım sabahı uçağımız Ankara'dan havalanırken Ati güvenlik kartını kemirip hostese gülücükler atmakla meşguldü,anneside heyecanla bir an önce ortisine kavuşmak istiyordu. Uçak Kars'a indiğinde oğlum uyuyordu gözlerini babasının kucağında açtı.Sonra arabamızla Ardahan'a doğru yola çıktık.



Ardahan'ı görmeden kendimi bu şehre öyle hazırlamışım ki hiç bir şey şaşırtmadı beni.Evet çok küçük, çok soğuk ama sevimli. Yada evimiz ve yeni hayatımız bir süre burada olacağı için sevimli geldi bana.Ama evimiz Ardahan'ın aksine çok büyük ve çok sıcak bundan en çok memnun olan Ati tabii ki.Herhalde konuşabilseydi ne kadar mutlu olduğunu söylerdi.
Çünkü her halinden belli ediyor bunu.Onu böyle mutlu görünce bizde çok mutlu oluyoruz.Dışarı çıkınca bir şok yaşıyor tabii kuzucuk.Gökyüzünden yağan beyaz şeyler çok soğuk bir hava.Öylece şaşkın şaşkın bakıyor.

Ortim ve ben alıştık diyebilirim.Güzel görmeye çalışıyoruz burayı .Öff pöff deyip niye zorlaştıralım ki hayatımızı.

Gün batımı çok güzel, kar geceleri yağarken sanki kristaller yağıyor gibi oluyor,memur ve öğrenci çoğunlukta olduğundan marketlerde istediğin bir çok şeyi bulabiliyorsun, Ankara'da karşı komşumu tanımazken burada insan ilişkileri daha sıcak.


Çevrede gezilip görülecek çok güzel yerler var hatta bu hafta sonu Artvin-Şavşat'a gittik.Midemi alt üst eden virajlı yola rağmen manzara görülmeye değerdi. Laşet'de ( http://www.laset.com.tr/) tertemiz bir havada kar eşliğinde nefis bir yemek yedik.

Daha çoook gezeceğiz Ati hele bir ayaklansın.Şimdilik kısa mesafedeki yerleri keşfediyoruz.

Zaten Ati ile günler öyle dopdolu ve eğlenceli geçiyorki bazen nerede yaşadığımızı bile unutuyoruz.Ankara özlemi yok içimde biz burada iyiyiz böyle.

06 Kasım 2011

Ankara'ya Veda!

Taşınma telaşı yüzünden günler her zamankinden daha yoğun ve yorucu geçiyor.Tabii minik oğlum hiç bir şeyin farkında değil. Evin kutularla dolması ,kutuları bantlamak, evdeki koşturmaca ona oyun gibi geliyor.Emekleyerek tüm evi keşfetmeye başladı bile, artık ayağımın dibinde dolaşan sevimli bir uydum var.Bu arada ilk dişini çıkardı ama ikinci diş biraz nazlanıyor gelmek için.

Uykuları biraz düzelir gibi olmuştu ama sadece bir kaç gün sürdü o düzen.Hala çok sık uyanıyor.Ben bir odadan diğerine zombi gibi dolaşıyorum geceleri.Bazen kendi yatağıma dönerken ne zaman Ati'nin odasına gittiğimi hatırlamıyorum bile.Geceleri uyuyabilen insanları çooook kıskanıyorum. Artık alışmam lazım galiba böyle yaşamaya umudum yok bizim oğlan uyumayacak.


İşte bütün bunların arasında toparlanıyoruz hatta toplandık sayılır.Ortim bir kaç gün sonra gidiyor Ardahan'a, arkasından eşyalarımız arkasından oğlum ve ben gidiyoruz.1hafta ayrı kalacak olmak üzüyor sadece.Evlendiğimizden beri bu kadar ayrı kalmamıştık.Bir an önce Ardahan'da yeni hayatımıza başlamak istiyoruz.

Ankara'nın yeri bizim için çok farklı.Burası Kilis ve Ardahan gibi bir durak değil bizim için.Neredeyse her bir sokağında bir sürü yaşanmışlıklar var.Ankara çok sevimli bir şehir olmasada o anılar yüzünden buradan kopmak istemiyorsun.Burada yaşadıkça seni ister istemez bağlıyor kendine.Son bir kaç yıldır tamam artık gidelim buradan desemde sanırım gökyüzünden Ankara'ya son kez bakarken kendimi çok iyi hissetmeyeceğim.

Ama Ardahan'a güzel duygularla gidiyoruz.Daha flört ederken ortimle hayalimizdi yaşayacağımız ilk şehir çok soğuk karlarla kaplı taa uzaklarda bir yer olsun mesela Kars olsun derdik.Eee.. kıyısına gidiyoruz hemde yanımızda minik canımızla birlikte daha ne olsun!


Şimdilik Ankara'dan bu kadar Ardahan'da görüşmek üzere...

02 Ekim 2011

Geldim geldim!

Benim bir blogum vardı galiba. Çok ihmal ettim buraları biliyorum. Ama diye başlayan mazeret cümleleri kurmadan hemen anlatmaya başlıyorum.Üç kişilik ilk tatilimize çıktık.İstikamet Bozcaada ve Gökçeada demiştim ama Bozcaada'ya gittik sadece iyiki de öyle yaptık.Çünkü oğlumla uzun bir tatili seneye yapmak sanırım daha iyi bir fikir.Tatil tabii ki diğer tatillerimizden çok farklıydı ama çooooooook güzeldi.Denize pek giremedim,güneşlenemedim fakat oğlumuzla kumsalda geçirdiğimiz vakit bin yüzmeye bedeldi.

Akşam balık-rakı sefası yapamadık belki ama minik yaramazımızın meraklı bakışlarla etrafı incelemesi kendince konuşması yetti bize.Gündüzleri kıpır kıpır olan oğlum neyse ki geceleri güzel uyudu da biraz rahat ettim.






Bozcaada'ya gideceğimizi duyan ailelerimiz küçüçük çocukla gidilecek en son yer dediler orası için.Evet rüzgarlıydı denizi soğuktu (bu kadar soğuk olacağını düşünmemiştim gerçi) ama her anın tadını çok güzel çıkardık.



Ayazma plajı harikaydı, Atilla'yı uyutacağız diye bilmem kaçıncı kez yaptığımız ada turu sırasında keşfettiğimiz üzüm bağları çok güzeldi.Bizim gibi damak tadına düşkünler için çok güzel şeylerde vardı.Damla sakızlı enginar,rezeneli omlet, gelincik şerbeti tattıklarım içinde en ilginçleriydi.


Ortim bu tatil en çok sana yarayacak diye takılıyordu Ati beni daha da yorar diye ama olsun herşeye rağmen tadı damağımızda kalan unutulmayacak güzel bir tatildi. Tatilimizin son günüde beklediğimiz tayin haberini aldık.Bu sene tayinimizin çıkacağını, doğu hizmeti yapmadığımız için doğuya gideceğimizi biliyorduk.Ortim 2 senedir adını sayıklayıp duruyordu o şehrin.Orası ile ilgili belgeselleri hiç kaçırmıyordu.En son geçen sene "oğlumla Çıldır gölünde balık tutacağız göreceksin" diyordu ve dediğide olacak.



Evet biz Ardahan'a gidiyoruz.Tayinimiz Ardahan'a çıktı diyemiyorum çünkü Ardahan'ı resmen çağırdı ortim.Haberi aldığımızda şaşkınlıkla karışık çok sevindik. Kilis'ten gelmiştik Ankara'ya şimdi bir başka sınıra gidiyoruz ama bu sefer 3 kişiyiz.Tabii hüzünleniyoruz sevdiklerimizden çok uzaklara gidiyoruz diye ama mutluyuz heyecanlıyız mis gibi karların arasında oğlumuzu büyütmeye gidiyoruz.