
İlkbahar geldi gelecek derken bitti de, yaz mevsimini göremeden sonbahara geçtik herhalde. Kaloriferler bile yanmaya başladı gene.Battaniye altında oturuyorum, ortimde geçen akşam salep istedi. Kış havasına girdik ama balkonumdaki çiçeklerim ve ben daha güneş görmek istiyorduk. Tatil hayalleri, daha doğrusu Datça hayalleri kurarken bu havada neyin nesi? Ruhuma soktuğu kasvette cabası. Daha tam bitmedi sıkıntılar ama evren(!) duydu azıcık sesimi de perşembe sabahı erkenden KPSS başvurusunu yaptım. Hadi bakalım hayırlısı. Yok ama Eylül ayı bir gelsin başlayacağım iş başvurularına yeniden.Evde oturup bu seferde atamaları bekleyemem. Patladım artık.Evet çocuk planları da var ama valla onu da bekleyemeyeceğim. Ufaklık ne zaman istiyorsa gelsin ben hazırım ama iş başvuruları da devam etmeli. Her sabah ortimi işe uğurlarken camdan gördüğüm manzara beni kahrediyor artık. İşe koşturan insanlar....Dönüp şöyle eve bakıyorum gene kaldık diyorum senle başbaşa.Sil,süpür,yemek yap...nereye kadar? Evet yemek yapmayı evle uğraşmayı seviyorum ama çalışırkende zaten yapabiliyordum bunları.Belki çok yoruluyordum ama cuma akşamlarının mutluluğu pek güzeldi. Şu anda beni tek iyi yapan şey ders çalışmak.Bunu söylediğime şaşırıyorum evet ama öyle, ders çalışırken iyiyim çünkü bir amacım var diye hissediyorum. Off bilmiyorum ne olacak.Ya da ne olacaksa bir an önce olsun. Sabır küpüyümdür aslında ama artık olsun bir şeyler.İş mi? bebek mi? İş ve bebek mi? Göreceğiz bakalım...


Aslında daha çok çeşit yerdik ama diyetten kaçamak yapmanın suçluluğu ile ancak bunların tadına bakabildik. Hepsi de çok lezzetliydi.Özellikle ilk defa içtiğim bamya çorbası şaşırtıcı derecede güzeldi.
Sonra Mevlana Türbesi'ne gittik. Kaç senedir 3 saatlik mesafede olmamıza rağmen daha yeni görüyordum orayı ben, ama Çinli turist kafilesi oradaydı. İçeri girince ister istemez ürperiyor insan.Özellikle müze kısmında sergilenenler çok güzeldi. Fotoğraf çekmek yasak olduğundan ne yazık ki paylaşamıyorum.Gidip görmek lazım demek ki. 